Hakkında

Sitenin adının çok iddialı olduğunun farkındayım. Hele ki benim gibi tembel, kampustan adımını dışarı –neredeyse– atamayan biri için. Ama bir şeyler değişti, en azından değişecek ve burası da bunun kanıtı olacak –diye avutuyorum kendimi-.

Şubat ayı itibariyle içinde yaşadığım fanustan çıktım. Erasmus programı ile 6 aylığına Budapeşte’ye geldim. Bu hatırat da 6 aylık bu gezimin (macera demeye dilim varmıyor) çeşitli bölümlerini paylaşacağım bir yer olacak; ve hatta Selçuk‘un da katkılarıya çok daha fazlası.

Kısa bir gezi veya uzun bir seyahat olsun farketmez. Bir yolculuğun tamamlayıcısı ve onu kalıcı kılacak olan şey fotoğraf ve yazı ile sonlandırılmasıdır. Bu ikisi olmadan bir yolculuk tamamlanmış sayılmaz, sayılmamalıdır.

İnsanoğlunun kusurlarından biri de hafızasıdır. Er ya da geç bir şeyler unutulacaktır. İşte burada imdadımıza yazı ve fotoğraf yetişecektir.

Fotoğraf, bizim görsel hafızamızdır.

Orada/nerede olduğumuzu, neler hissettiğimizi yıllar sonra bize hatırlatan, sanki dünmüş gibi bize yeniden hissettiren görsel hafızamız. Ve bunun tamamlayıcısı da tuttuğumuz günlükler, aldığımız ufak notlardır. Fotoğraf bizi oraya götürürken, yazı orada bize bir şeyler hissettirir, ruhumuza dokunur.

Konuyla ilgili olarak Sırtçantalılar Twitter’da şöyle bir alıntı paylaşmıştı:

“Anı yazmak, ölümün elinden bir şey kurtarmaktır.” – Andre Gide

Bir laf vardır her seyahatten dönene söylediğimiz: “Yiyip içtiklerin senin olsun, gezip gördüklerinden bize bahset.”

“Söz uçar, yazı kalır.” diyerek zaman içinde tuttuğum notları, çektiğim fotoğrafları derleyip biraz da içine bilgi ve tecrübe ekleyerek kendimce bir hatırat oluşturmaktır bu günlüğün amacı.

Hazır söz fotoğraftan da açılmışken.

Yıllar önce One Hour Photo filmini seyrederken, aklımdan hiç çıkmayan, şöyle bir iç konuşma geçmişti:

Buradaydım.

Yaşadım.

Gençtim.

Mutluydum.

Ve daha da önemlisi biri fotoğrafımı çekecek kadar bu dünyada beni önemsemişti.

Fotoğraflar işte bu kadar önemlidir. İçinde olalım veya olmayalım. Kıymetlidirler aslında. Dijital dünyanın sağladığı -mutlaka ki faydaları saymakla bitmez ama- imkanlar biraz keyfini kaçırmış olsa da; yine de önemlidir.

O güzel olması gereken anılarımızı amaçsız, gereksiz fotoğraflarla kirletmek ister miyiz? Veya her şeyin fotoğrafını çekeceğim diye “orada olmayı” kaçırmak ister miyiz?

“Ne güzel her şeyin fotoğrafını çekiyoruz, hiç bir şey kaçırmıyoruz.” diye düşünsek de aslında tam tersine o kadar şey kaçırıyoruz ki?. Anı yaşamayı kaçırıyoruz; orada olmayı, hissetmeyi, canlı canlı görmeyi, dokunmayı, solumayı, konuşmayı kaçırıyoruz.

Gezenin Kitabı‘nda şöyle bahsediliyor konudan:

Seyahatte beğendiğine sahip olmak istersen fotoğrafını çek.

Japonlar gibi her şeyi görüntülemek yerine daha seçici davranarak iz bırakacak kareleri çek.

Yoksa Paris gezisi sonrası kendisine:

– “Paris nasıldı?” diye sorulunca

– “Daha fotoğraflara bakmadım.” diyen Japon’un durumuna düşeriz.

Son cümle aslında tüm her şeyi çok güzel ve yalın şekilde açıklamıyor mu zaten?

Erasmus vesilesiyle şu an burada, Budapeşte’deyim. Her Erasmus öğrencisi gibi ben de ilk geldiğimde acemelik çektim ve hala daha çekiyorum, benden sonra gelenler de çekecek. Çünkü edindiğimiz tecrübeleri paylaşmıyoruz. Herkes her seferinde Amerika’yı yeniden keşfetmek zorunda kalıyor.

Bu günlüğün benim için üç amacı var:

  • Erasmus amacıyla Budapeşte’ye gelecek olan tüm öğrenciler için de faydalı olabileck bir şeyler karalamak. En azından şehire uyum sağlayana kadar yabancılık çekmemeleri ve yollarını kolaylıkla bulabilmeleri için bir rehber oluşturabilmek. Benim/bizim yaşadığımız sıkıntıları, ikilemleri yaşamamalarını sağlamak.
  • Budapeşte için hem öğrencilere hem de seyahat edenlere yönelik detaylı bir içerik oluşturmak. Zira tembel bir insanım, bıraksanız evde dışarıya adım atmam. Bu maddeyi, gezmek için kendime mazeret olarak sunuyorum.
  • Ve tabiki yine fırsat buldukça yaptığım seyahatlerle ilgili gezi notlarımı derleyip yazılı olarak arşivlemek.

Sadece gezip gördüklerimi değil, yiyip içtiklerimi de paylaşacağım. Belli ki binalar, şehirler sizi harekete geçirmiyor. Belki farklı lezzetler yerinizden kalkmanıza, yola çıkmanıza sebep olur.

7 Yorum

  1. BAHAR dedi ki:

    TÜM YAZILARINIZI ZEVKLE OKUDUM…ÇOK IYIYDI..BAŞARILAR

  2. Furkan dedi ki:

    Yazılarınızın verdiği büyük zevkten dolayı çok teşekkürler.

  3. Şükriye dedi ki:

    Çok keyifliydi gezi yazıları.eminim çok faydasını göreceğim.Teşekkürler bu güzel paylaşımlar için

  4. GİZEM dedi ki:

    Merhaba, kullandığınız fotoğraf makinesini/lensi öğrenebilir miyim?”

    • Gizem merhabalar,

      Genellik Canon EOS 7D + Canon 17-40 f/4 + Sigma 10-20 f/3.5-5.6 üçlüsünü kullanıyorum fotoğraflarda. Zaman zaman telefon ve GoPro ile de çekiyorum fotoğraf/video. Ama ağırlı olarak Canon makine ve lensleri yanımda oluyor mutlaka.

  5. vuusuites dedi ki:

    Güzel siteniz ve harika paylaşımlarınız için çooook teşekkürler…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: